Tıp dünyasındaki devasa gelişmelere rağmen dünya nüfusunun yüzde 55’i ekonomik engeller nedeniyle sağlık hizmetlerinden mahrum kaldı. Küresel sistemde 4,6 milyar insan kapsama dışında yaşarken; Türkiye, yüzde 69,4’lük memnuniyet oranı ve yüzde 99,4’lük hastanede doğum verisiyle bu karamsar tablodan ayrışıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Bankası’nın Mart 2026 raporları, küresel sağlık sistemindeki derin uçurumu gözler önüne serdi. Verilere göre dünya nüfusunun yarısından fazlası temel hizmetlere erişemezken, yaklaşık 2,1 milyar kişi sadece hayatta kalabilmek için yaptığı harcamalar nedeniyle büyük bir finansal çöküş yaşıyor.
Sağlık bir hak değil “imtiyaz” haline geldi
Yayımlanan 2025/2026 Küresel İzleme Raporu, sağlığın bir insan hakkı olmaktan çıkıp ekonomik bir lükse dönüştüğünü tescilledi. Rapordaki çarpıcı veriler, küresel eşitsizliğin boyutunu ortaya koydu:
- Finansal yıkım: 1,6 milyar insan, hastane masraflarını ödedikten sonra resmen yoksulluk sınırının altına düşüyor.
- Bütçe uçurumu: Düşük gelirli ülkelerde devletin kişi başına ayırdığı yıllık sağlık bütçesi 17 dolarda kalırken, temel paket sınırı olan 60 doların çok uzağında kalındı.
- 18 yıllık kayıp: Yoksul bölgelerde doğanlar, zengin akranlarına göre ortalama 18 yıl daha az yaşıyor.
Türkiye Modeli: Memnuniyette rekor artış
Küresel çaptaki bu tabloya karşın Türkiye, kapsayıcı genel sağlık sigortası ve güçlü altyapısıyla pozitif yönde ayrıştı. 18 Şubat 2026 tarihli TÜİK verilerine göre, vatandaşların sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı bir önceki yıla göre 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e ulaştı. Özellikle Şehir Hastaneleri ve Kamu Hastaneleri, yüzde 71 bandındaki memnuniyet oranıyla en yüksek güven seviyesine sahip kurumlar oldu.
Erişimin somut kanıtı: yüzde 99,4
Sağlık Bakanlığı’nın 2025 sonu verileri, Türkiye’nin “erişim adaleti” konusunda sergilediği başarının altını çiziyor. Ülke genelinde hastanede doğum oranının yüzde 99,4’e ulaşması, en ücra köşedeki vatandaşın bile sisteme dahil edildiğinin en büyük kanıtı olarak kayda geçti.
Uzmanlar, sağlık bir ticaret değil hak olarak görülmedikçe dünyadaki 4,6 milyar insan için teknolojik devrimlerin birer “hayal” olarak kalmaya devam edeceği uyarısında bulunuyor.

